28 Haziran 2016 Salı

SEVDADIR KARADENİZ...





Bir sevdadır Karadeniz…

Kalbinin, kafanın bir köşesine girdi mi, asla kurtulamazsın ondan, esiri olursun. Giderken “zaman bir an önce gelsin” diye heyecandan ölürsün, vardığında “zaman dursun” dersin, her gidişinde daha fazla aşık olursun, daha dönmeden özlersin, döndüğünde bir sonraki gidişin hayalini kurarsın.
Başka bir yere benzemez Karadeniz, fena bağımlılık yapar, önceden söyleyeyim, bilesiniz…

24 Haziran 2016 Cuma

BİR YAYLA MASALI...

Size bir yayla masalı  anlatayım mı?


Yemyeşil otlarla, rengarenk çiçeklerle, çağlayan sularla, coşan derelerle, kaynayan çeşmelere,  kınalı kayalarla, yüksek ağaçlarla, dar patikalarla,  kekik, sarı çiçek,  yarpuz,  çilek tadıyla;  sac arasında pişen kömbe, yayıktan çıkan taze tereyağ kokusuyla, yoğurt doğramacı,  sütlaçla, ineğin memesinden çıkan sıcacık sütü içmek için bardak elinde sıra bekleyen, elindeki ekmeği süt makinesinden  akacak kaymağın altına tutan mutlu çocuklarla, koyun-kuzu sesiyle, köpek havlamasıyla dolu, masal gibi bir yayla…

29 Mayıs 2016 Pazar

TÜRKLER VE LVİV

Financial Times gazetesi 2012-2013 yılları arasında yaptığı bir araştırmada Lviv’in gelecekte doğrudan yabancı yatırımcı çekme açısından en iyi stratejiye ve iş yapma açısından ekonomik etkinliğe sahip 10 Avrupa kentinden biri olduğunu belirtiyordu.  En önemli kozu açıklık olan kent yönetiminin  9 sene önce hazırladığı stratejik kalkınma planında bilişim, turizm, baskı, hafif sanayi ve eğitim ön plana çıkıyordu. Söz konusu planın süresinin dolmasına bir yıl kala Lviv yönetimi Deloitte şirketi ile birlikte yeni kalkınma stratejisi üzerinde çalışıyor…
2006 senesinden Lviv’i yöneten belediye başkanı Andrey Sadovıy ise her fırsatta Türkler de dahil olmakla yabancı yatırımcıları kendi şehrine davet ediyor. “Yeter ki yatırım yapmaya hazır olsunlar” diyor ve bürokratik engellerin  olmamasını avantaj olarak değerlendirmeyi öneriyor.
Lviv, kongre, otel, restoran turizmi için oldukça elverişli bir yer. Ayrıca Sadovıy  haklı – Ukrayna’ya has ağırdan alma kendini burada da gösterse dahi, Lviv, reformlara en hızla adapte olan ve onları uygulayan bir kent. Lviv’in Avrupa’ya coğrafya ve kültür olarak çok daha yakın oluşu  yatırımcılar için bir fırsat…

25 Mayıs 2016 Çarşamba

GERÇEK LVİV

Az-çok beni tanıyan  herkes sıkı bir Ukrayna aşığı olduğumu bilir.
Her şeyini severim – havasını, suyunu, toprağını, steplerini, şehirlerini, parklarını, ama en çok insanını.
Özellikle Rus etkisine az maruz kalmış Batı Ukrayna insanının içindeki özgürlük duygusunu, hoşgörüyü, rahatlığı ve komplekssizliği…
İşte bu yüzdendir ki, Ukrayna’ya her seyahat – gerek çok zor görevler olsun, gerek çok keyifli bir gezi olsun, hiç fark etmez – bana iyi geliyor, motive olmamı, mutlu olmamı sağlıyor, enerji veriyor…
Daha önce Ukrayna’ya hep görev için gittim.
Kiev’de Maydan’ı, Kırım’da işgali, Donetsk’te ayrılıkçılık girişimlerini ve Rusya’nın hibrid savaşını izledim.
Tek bir gün bile “acaba ben gitmesem mi?” diye tereddüde düşmedim, tam tersi, en zor gününde bile Ukrayna çekiciydi, güzeldi, huzur doluydu…
Geçtiğimiz hafta o güzel Ukrayna’ya ilk kez  bir davet üzerine gittim. 
Türkiye’nin Ukrayna’daki yüz akı – Türk-Ukrayna İşadamları Derneği’nin Lviv ofisinin açılışı yaklaşık bir buçuk senelik özleme ara vermek için bahane oldu…
Lviv her şeyiyle – mimarisiyle, kültürüyle, rahatlığıyla ve insanıyla  Ukrayna’nın Batı kapısı, en Ukraynalısı, en  Avrupalısı…

28 Nisan 2016 Perşembe

Putin'in kabusu - KIRIM TATAR MİLLİ MECLİSİ

Ve oyun bitti…
Putin, Kırım’daki işgali kanıksatabilmesinin önündeki en büyük engelin Kırım Tatar Milli Meclisi olduğunu resmen itiraf etti. 
Kırım’daki işgal mahkemesi, Kremlin’in atadığı “savcı” Natalya Poklonskaya’nın  Kırım Tatar Milli Meclisi’ni aşırı örgüt olarak tanımlanmasına  ve  yarımadadaki faaliyetinin yasaklanmasına ilişkin talebini kabul etti.
Kırım Tatar Kurultayı Seçim Komisyonu Başkanı Zair Smedlyayev’in ifade ettiği gibi: “Şov bitti, bayan memnun edildi”...

27 Şubat 2016 Cumartesi

BÜYÜK SAVAŞIN KURBANI: KIRIM (VİDEO)

Kırım'da işgal kronolojisi TRT tarafından yapılan
 "Büyük Savaşın Kurbanı: Kırım"  adlı haber dosyasında...



BÜYÜK SAVAŞIN KURBANI: KIRIM

2014 senesinde Kırım yarımadası aniden Rusya’nın kontrolüne geçti. Herşey o kadar ani oldu ki, ne Kırımlılar, ne Ukrayna, ne de dünya ne olup-bittiğini anlayamadı bile. Rus askerleri Kırım’ın bütün stratejik tesislerini birkaç gün içerisinde kontrol altına aldığında bile kimse bunun işgal olduğuna inanamamıştı…
Kırım, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bölge üzerindeki etkisini kaybetme korkusu yaşayan Rusya’nın eski Sovyet mekanında uygun zamanda patlatmak üzere yerleştirdiği “mayın”lardan birisiydi. Ve Moskova o mayını 27 Şubat 2014’te patlattı...

5 Şubat 2016 Cuma

Moldova'nın hassas noktası: Gagauz Yeri...

Ukrayna’nın ardından Moldova üzerindeki baskılarını arttıran Moskova, bir taraftan Kişinev’de muhalefete destek verirken, diğer taraftan da Moldova içerisinde etkin olduğu alanları kullanıyor. Moldova’nın Batı’yla entegrasyonunu engellemeye çalışan Rusya'nın kullandığı en önemli kozlardan biri de Ortodoks Türklerin yaşadığı Gagauz Yeri Özerk Bölgesi.

27 Ocak 2016 Çarşamba

Mamaliga patlar mı?

Hiç böyle bir beklentim yoktu, ama açıkçası, Kişinev'deyken Anadolu Ajansı analiz haberler editörünün arayıp da "blogunuzu gördüm, bölge ile ilgili bize analiz yazar mısınız" demesine çok sevindim. Çünkü beni yazdığım yazıların okunması kadar mutlu eden çok az şey vardır herhalde. 
Konuşmamızdan iki gün sonra ilk yazım Anadolu Ajansı tarafından yayınlandı. Konumuz sıcak - Moldova.
Blogdaki bir önceki yazımda Moldova'da ne olduğunu genel hatlarıyla anlatmaya çalışmıştım. Bu yazıda Kişinev'deki izlenimlerimi de ekleyerek konuya biraz daha derin bakmaya çalıştım:) 

21 Ocak 2016 Perşembe

Moldova’da ne oluyor?


2014 senesinde yapılan genel seçimlerde hükümetin Rusya yanlılarının eline geçmesinden kıl payı kurtulan Moldova zor süreçten geçiyor. Bağımsızlık tarihindeki genel seçimlerin yarısını erken yapmak zorunda kalan Moldova’da yeni bir değişiklik ufukta gibi. Ancak bu değişiklik ülkeyi en önemli hedefine – Avrupa Birliği’ne entegrasyona yaklaştırır mı, yoksa tamamen Moskova’nın kucağına mı iter, orası meçhul…

15 Ocak 2016 Cuma

Kırım Tatarları nasıl yaşıyor?

Özgürlük Radyosu'nun Kırım'la ilgili özel projesi olan Krım.Realii (krymr.com)  Kırım Tatarlarının işgal altındaki yaşamını yansıtan bir izlenim yazısı yayınladı. 
Kırım'ın kuzeyindeki Krasnoporokopsk iline bağlı Dolinka (Tatarca - Küçük Mamçık) köyünde yaşanan bir olayın izini takip eden Krım.Realii muhabiri Anton Mesnyanko'nun izlenimleri Kırım Tatarlarının durumunu gözler önüne seriyor:  

6 Ocak 2016 Çarşamba

"Türkler Rusların dostu, Tatarların ise kardeşi" - Minnihanov Putin'e karşı

Kremlin'in Türkiye ile ilişkileri bozma girişiminden en fazla rahatsız olanlar Rusya'da yaşayan Türk soylu halklar. Bunların başında ise Kazan Tatarları geliyor. Çünkü Türkiye Tataristan için sadece kardeş ülke değil, hem de çok-çok önemli ekonomik partner... 

“Hümanist Putin ve Geniçesk’in kurtuluşu” masalı…

Yeni yılın ilk günlerinde Kremlin basınında şaşırtıcı bir haber yer aldı. Haberde, Putin’in Ukrayna’nın Herson vilayetine bağlı Geniçesk kentine doğalgaz arzının başlatılması talimatı verdiği iddia ediliyordu.  İddiaya göre, doğalgaz arzı  Geniçesk’in Kiev’e muhalif belediye başkanının Putin’inden bizzat rica etmesi üzerine başlatılmıştı…
”Hümanist Putin” propagandası kokan “Soğuktan donan Geniçesk’in kurtuluşu” hikayesi, Rusya Başbakan Yardımcısı Dmitri Kozak ve Putin’in sözcüsü Dmitri Peskov tarafından da “doğrulanınca” iş büyüdü.

4 Ocak 2016 Pazartesi

Kırım: Ukrayna ile karanlık arasında


Yaklaşık 2 sene önce – Rusya’nın Kırım’a girmesinden iki hafta sonra  tekbaşına yarımadanın işgalinin Moskova için ekonomik-siyasi yükten başka bir şey olmayacağını yazmıştım...

Takdir edersiniz ki, o dönem için böyle bir iddiada bulunmak bir hayli zordu. Zira Kremlin’in Kırım propagandasının en yoğun döneminin içinde bulunuyorduk. Moskova, “çiçeklenen”, ekonomik olarak ayrıcalıklı,  turizm cenneti haline gelecek bir Kırım vadediyordu.  

1 Ocak 2016 Cuma

Yeni bir merhaba....

Sevgili dostlar, 

Bilenler bilir, kendimi bildim bileli hep yazmışımdır. 

Çok küçükken çocuk aklımla şiirler yazardım, notlar tutardım, gazetelere  mektuplar gönderirdim, okulda duvar gazetesi çıkartırdım...

Sonra çok genç yaşlarımda gazetede yazmaya başladım. Çalışmaktan, koşturmaktan, risk almaktan hiç korkmadan hep yazdım. 

Şansım,  Azerbaycan'da medyanın henüz güçlü olduğu, çok iyi gazetecilerin, çok iyi gazetelerin olduğu zamanda yazmaya başlamamdı. O çok iyi gazetecilerden övgü almak için çırpınır dururduk (m) o zamanlar... 

Bakü'de olduğum sürede bir kaç aylık kısa aralıklar hariç, hep yazdım. İyi yazdıklarım da oldu, kötü yazdıklarım da. Beğendiklerim de, beğenmediklerim de. Övülen de, eleştirilen e. Ama yalan hiç yazmadım, çok şükür...

TRT'de  ilk 3 sene çeviri yaptıktan  sonra 2013'te nihayet sevdiğim işe dönme fırsatı kazandım:) Tam bir sene meslek hayatımın en yoğun, en dolu, en verimli, en güzel dönemini yaşadım. 

Azerbaycan'da seçimleri takip ettim, Gürcistan'da seçimi ve siyaseti çok yakın mercek altına aldım, Türksat 4 A uydusunun fırlatılmasına tanıklık ettim, bilerek en sona bıraktığım Ukrayna'yı ise neredeyse ezberledim:) 

Ukrayna krizinin ilk gününden başlayarak defalarca Kiev'e gittim, en kritik olayların yaşandığı anlara tanıklık ettim, Kırım'ın işgalini en başından itibaren izledim, yüzlerce haber, canlı yayın yaptım.  

Ama yine de en sevdiğim iş yazmaktı - hep yazdım.  Yayın aralarında, gece yayın bittikten sonra boş vakit buldukça bir taraftan da yazmaya devam ettim. 

Mütevazı olmayacağım, Ukrayna'yı takip etme konusunda kimsenin benimle yarışabileceğini zannetmiyorum.  

Sonra kurum içi görev  değişikliği nedeniyle  yazıdan yine ayrı düştüm. Televizyon, radyo derken olayları, gelişmeleri yine takip ettim, ama öyle uzun-uzun yazamadım. 

Çok uzun zaman hiçbir şey yazamadım, iş dışında kendimi yemeğe, gezmeye, çiçeğe, böceğe verdim:)


Kitap yazmayı öneren arkadaşlarım oldu, hatta bir ara başlayacak gibi oldum, ama hayat işte, araya bir olumsuzluk girdi, onu da yapamadım...

Ve bir gün internet sitesinin yenilendiğini görünce ve yazılarımın büyük bir kısmını aramada dahi bulamayınca kafamdan vurulmuşa döndüm. 

İşte o gün uzun zamandır düşündüğüm ve çok sevdiğim bazı dostlarımın önerdiği blog oluşturma fikrini gerçekleştirme zamanının geldiğini düşündüm.

Amacım, Yeni Yıla yeni yazıyla başlamaktı. 

Bu sefer de hastalık araya girdi, yine olmadı. Ama kararlıydım, en azından bu haberi sizlere duyurmak istedim.  Yazılarımın yaklaşık yarısını bloğa topladım. 
Geri kalan kısmını da yakın günlerde tamamlayacağım ve nerede olursam olayım, buradan yazmaya devam edeceğim. 

Umarım, yazdıklarım sizlerin de işine yarar... 

Sizin eleştirilerinizin, görüşlerinizin, önerilerinizin benim işime yarayacağı gibi...


Sevgilerimle,

Gönül Şamilkızı 





Bu Blogda Ara